Bal insanlık için o kadar önemli bir besindir ki;
Peygamberimiz Hz. Muhammed’in balın bin derde deva olduğu ve sofradan bal yemeden kalkılmaması gerektiği ile ilgili hadisleri vardır…

balhakkindaBal, kusursuz görünümü, doğadan gelen eşsiz lezzeti ve besleyici içeriği ile insanlık tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Cilalı Taş döneminden bu yana bal, insan yaşamının ve ekonominin bir parçasıdır.

İspanya Valencia’da bir mağarada bulunan İsa’dan önce 6 bin yılına ait bir duvar resminde, bal yapan arılar ve o balı toplayan tarih-öncesi bir insanın resmedilmiş olması balın tarihinin ne kadar eskilere dayandığının kanıtıdır. Belli ki dönemin insanları, belki de yaşamlarını büyük bir tehlikeye atarak, ağaçlara tırmanıp oralarda doğal arı kovanlarındaki balları bir besin olarak kullanmışlardır.

Balın; insanların ilk besin kaynaklarından biri olduğu söylenebilir. Sadece bu kadar uzun süredir kullanılan bir besin olması bile balın ne kadar değerli ve zengin bir doğal ürün olduğunun kanıtıdır. Bozulmayan ve bakteri tutmayan yapısı nedeniyle çok değerli bir besin olarak yüzyıllardır insanlık için fayda kaynağı olan bal farklı dinler tarafından da önemsenmiş ve kutsal kabul edilmiştir.

bal-arisiHİTİTLİLER çivi yazısıyla yazdıkları toprak levhalardan günümüze 4000 yıl önce arıcılıkla tanışmışlardır. Sümerliler ve Hititliler balı hastalıklarda kullandıkları göstermektedir.

Mısır da bulunan Basamaklı Piramit (en eski piramit) ağızları hava geçirmeyecek biçimde kapatılmış bal küpleri kraliçe haçesput un armasında da arı bulunması balın insanlık için ne kadar önemli olduğunun göstergesidir
.
Antik yunanda arıya Melisa bala ise Meli denilirdi. Yunan mitorolojide arılar Musa adı verilen ilham perilerinin kuşları ve tanrıların habercileri olarak görülmektedir.Baş tanrıları Zeus’un sıfatlarından biri arılar kralı idi.

Hipokrat’ın (M.Ö 466-377) reçetelerinde yüksek ateş yaralanma ödeme karşı en başta bal yer alıyordu.

İbn-i Sina (M.S.980-1037) da balın çok değerli bir panzehir olduğunu fiziksel ve ruhsal pek çok hastalığın tedavisinde tek başına veya bitkilerle karıştırılarak,şerbet merhem kullanılabileceğini vurgulamıştır.

Selçuklularda arıcılık ve bal önemli yere sahiptir.Konuklara koruk ve bal şerbeti ikram edilmesi adettir.

bal-satisiOsmanlı da Bal

Osmanlı toplumsal hayatı ve edebiyatında bal önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle Mevlevi kültüründe bal hemen her yerde kullanılmakta; bal hem tek başına, hem tatlandırıcı, hem ilaç hem macun olarak tüketilmektedir. Sünnet olan çocuklar çok ağlarlarsa ağızlarına bir parmak bal sürülerek susturulurlardı. “Ağzına bir parmak bal çalmak” deyimi buradan gelmektedir. Pek çok divan edebiyatı ve halk şairi bal kelimesini kelimeler sofrasında baş köşeye koymuş, atasözlerinde “lezzetli nesne” olarak bala yer vermiştir.

Osmanlı sarayında bal, önemli bir tüketim malzemesiydi. Hem tek başına, hem bir tatlandırıcı olarak kullanılıyordu. Osmanlı’da şekerin erken dönemden beri kullanılmasına rağmen bal ona karşı yerini korumuştu. Sarayda 15. ve 17. yüzyıllar arasındaki döneme ait kayıtlar çeşitli yıllarda 14 ila 65 ton arasında bal tüketildiğini kanıtlıyor. Fatih Sultan Mehmet döneminde Fatih Külliyesi misafirhanesine gelen misafirlere her saat 150 dirhem bal hediye edilirdi. Tüm bu rakamlar balın; Osmanlı sarayında ve toplum içerisinde hem bir tatlandırıcı olarak helvanın, macunun ve içeceklerin içerisinde hem de sade olarak tüketilen önemli bir besin olduğunu kanıtlıyor.

Osmanlı İmparatorluğunda Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Selim döneminin kanunnamelerin de arıcılıkla ilgili hükümlerin bulunması Türk toplumları içinde, arının ve arıcılığın bilindiğini ve önem verildiğinin göstergesidir.

Osmanlı’nın 15-19 yüzyıllara ait mutfak defterlerinde yiyecek ve içeceklerde kullanılan en önemli tatlandırıcı baldır.

ŞEKERLENME

SÜZME BALIN KİMYASAL ÖZELLİĞİ: Doğanın ve arıların mucizesi olarak sofralarımıza gelen ve faydaları ile insanlığa her dönemde şifa vermiş olan BAL halk arasında ‘şekerlenme’ olarak bilinen bilimsel olarak ise ‘kristalize’ olarak adlandırılan bir kimyasal değişime uğrayabilir bu çok tabii bir durumdur. Yüz yıllardır eksik ve kulaktan dolma bilgilerden dolayı donan(şekerlenen – kristalize olan) balın sahte bal olduğu düşünülse de bu tamamıyla yanlış bir bilgidir.

Halk arasında Şekerlenme olarak bilinen durum balın polen tarafından tetiklenerek kristalize olma durumudur.

Herhangi bir kimyasal yahut fabrikasyon işlem görmemiş doğal ballar halk arasında şekerlenme diye bilinen aslında balın kristalize olma durumu her doğal balda belli bir zaman sonra belli koşullarda olması gereken tabii bir durumdur.

Herhangi bir fabrikasyon işlem görmüş içerisinde glikoz gibi sahte bal yapımında kullanılan materyaller bulunduran ballar ise şekerlenmez..

Balın rengi ve kıvamı ise arının çiçeklerden topladığı nektara yörenin bitki örtüsü, iklimi ve arı ırkına göre değişiklik gösterir